Giriş
Başlarken
Yeme Alışkanlığımız
Yeme Bozukluğu
Yeme Listem
Beslenerek Kanserden Uzak Durun
Ziyaretçi defteri
Forum
Sayaç
BESLENMEYE FARKLI BAKIŞLAR
BESLENMEYE FARKLI BAKIŞLAR

ALKALİLİĞİN FAYDALARI

 

Bugün yaşam stili birçok sağlık problemlerine neden olmaktadır.

 

Besinlerimizdeki katkılar, yapay maddeler, içtiğimiz suyun, kullandığımız toprağın, soluduğumuz havanın toksit maddelerce artan oranlarla kirletilmesi sonucunda insanlık şimdiye kadar hiç karşılaşmadığı bir durumla karşı karşıya kalmıştır. Vücudumuzun maruz kaldığı ve metabolize ettiği bu kirlilik sonucu ortaya çıkan toksiditeden kurtulma yani detoksifikasyon işlemi arık vücudun doğal kapasitesini aşar duruma gelmiştir.

 

Durumu daha kötü hale getiren ise, lupus (deri veremi) namotoid artirit, multiple salerosis kronik yorgunluğun gibi belirtilerin artmaya başlamış olmasıdır. Değişik kaynaklardan gelen düşük seviyeli toksiditeyi ilk başta saptamak çok güçtür. Bu toksinlerin yaratmış olduğu "toksin kokteyli" ve kanda vücuda yerleşmiş olan mantar ve bakterilerin de katkıda aşırı asitlilik durumu vücudu ciddi şekilde zayıflatabilmektedir. Büyüyen bu problemin çözümü kanı bu maddelerden mümkün olduğu kadar arındırmakta yatmaktadır.

 

 

FAZLA ASİDİK MİSİNİZ?

 

Vücudumuz alkali dizayn edilmiş olmasına rağmen fonksiyonel olarak asit üretir. Vücudumuzda asit üreten tek organ midedir ve asit sindirime yardımcı olmak amacı ile üretilir. Mide dışında hiçbir organın asidik olması gerekmemektedir. Buna rağmen günümüzün vebası sayılabilecek olan asidoz aynı zamanda birçok hastalığın sinsi ve en yaygın nedenlerinden biridir.

 

Asidoz genel ve en kısa olarak vücudun işleyebileceğinden daha fazla asidin toplanması olarak tanımlanabilir.

 

Bu normal bir durum olmayıp tamamı için olmasa bile günümüzde yaygın bir şekilde seyreden dejaneratif hastalıklardan birçoğunun ön nedenidir. Bilinenlerden biri asitlerin yağ hücrelerinde depolanarak mümkün olduğunca yaşamsal organlardan uzak tutulmasıdır.

 

İnsan vücudu zekidir. Vücutta asitlik oranı artmaya başladığında vücut kendini koruma mekanizmalarını devreye sokmaya başlar.

 

ASİDOZ'DAN KAÇINMAK İÇİN NEDENLER

 

1. Asidin mermer yüzeye verdiği zarar gibi asidoz toplar ve atardamarların yüzeylerini erozyona uğratıp kardiyo vasküler yapıları zayıflatır.

2. Serbest radikallerin ve ön yaşlanmayı

3. Kilo kazanma, diabet ve obezliğe neden olur.

4. Kollestrol plakaların oluşmasına neden olur.

5. Kan basıncını bozar, düzensizleştirir.

6. Kritik lipid ve yağ asidi metabolizmasını bozar, karıştırır.

7. Hücrelere dağıtılan oksijen miktarında azalmaya neden olur.

 

Asidik pH zemin hazırladığı dejeneretif hastalıklar:

 

•Kardio vasküler damar setliği, kalp krizi, yüksek kan basıncı

•Obezite

•MS, MD, ALS

•Karaciğer, böbrek

•Bunama

•Bağışıklık sistemi yetersizlikleri

•Ostrepoz

•Erken yaşlanma

•Erkeklerde prostat poblemleri

 

Eğer sağlık probleminiz varsa büyük ihtimalle vücudunuz asidik olmaya başlamıştır.

 

Vücut pH'nin hafifce alkali olmasını sağlanmaksızın vücudun kendini iyileştirmesi mümkün değildir.

 

ASİT VE ALKALİ YİYECEKLER LİSTESİ (Listede görüldüğü gibi alkali besinler daha çok, asidik besinler daha az tüketilecek)

 

http://www.biorezonansankara.com/alkali_asit.pdf

 

 

VÜCUTTA ASİT OLUŞTURAN DUYGU VE DÜŞÜNCELER:

 

Bilinenin aksine, içimizde beslediğimiz olumsuz duygu ve düşünceler, vücudumuzda, yediklerimiz ve içtiklerimizden daha çok asiditeye neden olmakta ve ciddi hastalıklar için ortam yaratmaktadır.

 

ÖFKELENMEK YA DA KİN TUTMAK İLE ASİT İÇMENİN VÜCUDA ETKİSİ AYNIDIR…!

 

 

YÜKSEK ALKALİ OLUŞTURAN DUYGU VE DÜŞÜNCE VE EYLEMLER:

 

KAHKAHA İLE GÜLMEK

 

HUZUR DUYMAK

 

GÜVEN, SADAKAT, MİNNETTARLIK

 

SEVİLMEK & BEĞENİLMEK & AŞK

 

NEŞELENMEK

 

AFFETME DUYGUSU

 

OLUMLU DÜŞÜNMEK

 

DOSTLUK, ARKADAŞLIK, KABUL GÖRME

 

YORULMADAN YÜRÜMEK & EGZERSİZ

 

DİYAFRAMDAN DERİN NEFES ALMAK

 

NAMAZ & İBADET, DUA ETMEK

 

MEDİTASYON

 

NEZAKET & TATLI DİL & TAKDİR EDİLMEK

 

DİNLENMEK

 

SEVİLEN İNSANLARLA ZAMAN GEÇİRMEK

 

MÜZİK DİNLEMEK & ŞARKI SÖYLEMEK

 

DOĞAYLA, BAHÇEYLE TOPRAKLA UĞRAŞI

 

UMUT

 

DUYGULARI İFADE ETMEK, PAYLAŞMAK

 

TENSEL ZEVK

 

 

 

YÜKSEK ASİT OLUŞTURAN DUYGU VE DÜŞÜNCELER:

 

ÖFKELENMEK

 

KISKANÇLIK DUYGUSU

 

STRES

 

KORKU VE ENDİŞE

 

ŞÜPHE, KAYGI, SİNİRLİLİK

 

ACI, KEDER

 

UYKUSUZLUK & AŞIRI YORGUNLUK

 

NEFRET DUYGUSU

 

AŞIRI HIRS

 

AKCİĞER NEFESİ ALMAK

 

HAREKETSİZLİK

 

HUZURSUZLUK

 

OLUMSUZ DÜŞÜNCE

 

GÜRÜLTÜLÜ ORTAMDA YAŞAM

 

SÜREKLİ SOMURTMA, KİBİR

 

AŞAĞILANMA, ALINGANLIK

 

DÜŞMANLIK

 

UMUTSUZLUK

 

YALNIZLIK, İHANETE UĞRAMAK

 

SIKINTILARI PAYLAŞMAYIP İÇE ATMAK.....

 

 

Alkali-Asit dengesinin bozulması:

 

•Vücudun mineral ve diğer besileri alma kapasitesini düşürür

•Hücrelerdeki enerji üretimini olumsuz etkiler

•Hasarlı hücrelerin onarılması kapasitesi yeteneğini düşürür

•Vücudun detoks yeteneğini azaltır

•Vücudu bitkin ve hastalıklara açık hale getirir

 

http://www.yorumla.net/saglik/469638-asit-ve-alkali-yiyecek-nedir.html

 

 

ASİT VE ALKALİ YİYECEK NEDİR?

 

Asit ve alkalik yiyecekler konusu karışık bir konu çünkü yemek söz konusu olunca bu kelimeleri kullanmanın birkaç yolu var.

 

Asitli, asidik, alkalik, bazik yiyecekler:

 

Yemek kimyası kitaplarında her yiyeceğin “pH değeri” denen bir değeri var. pH , bir sıvının veya maddenin ne kadar asidik veya alkalik olduğunu ölçmek için yaratılmış özel bir skala. Okul yıllarından hepimiz kimya dersinden bu kavramı biliriz. 7.0 nötr olmak üzere 0 (en asidik) ilâ 14 (en alkalik) arasında değişiyor. Yani 0’dan 7’ye yaklaştıkça yiyecek daha az asidik veya 14’ten 7’ye yaklaştıkça daha az alkalik oluyor.

 

Örneğin, misket limonunun oldukça düşük bir pH değeri var, 2.0 ve pH skalasına göre oldukça asidik. Limonlar 2.2 pH ile biraz daha az asidik. Yumurta beyazı pek asitli değil ve değeri 8.0 pH. Etler de 7.0 civarında pH ile asidik değiller.Sebzelerin çoğu pH aralığının ortasında bir yerdeler. Örneğin kuşkonmazın ph’ı 5.6, tatlı patateslerinki 5.4, salatalığınki 5.1, havuçlarınki 5.0, bezelyeninki 6.2, mısırınki 6.3. Domatesin pH skalasındaki yeri sebzeler arasında en altta, pH’ları 4.0 - 4.6 arasında değişiyor. Bu aralık pH değeri 3.9 olan armutlardan ve 3.5 olan şeftaliden veya 3.4 olan çilekten veya 2.9 olan eriklerden daha yüksek (daha az asidik).

 

Asit-kül, alkalik-kül yiyecekler:

 

Yiyeceğin asiditesinden bahsetmenin bir başka yolu da yiyeceğin kendisinin asiditesini değil de yiyecek yendiği zaman vücudun asiditesini ölçmektir. Bir başka deyişle bu ikinci perspektiften bir yiyecek asidik olarak adlandırılmaz, asit oluşturucu olarak adlandırılır da denilebilir.

 

Bu “asit oluşturucu” kavramına benzer olarak, “asit-kül, alkalik-kül” kavramı vardır. Bu kavrama göre yiyecek vücutta kimyasal olarak parçalanmaz, geride bir kül kalıntısı bırakarak yakılır ve bu kül kalıntısı daha sonra mineral içeriği için ölçülür. Asit-kül yiyecekler geride klorür, fosfor veya sülfür konsantrasyonu yüksek kalıntı bırakan yiyeceklerdir. Bu yiyeceklere “asit-kül” denir çünkü klorür, fosfor ve sülfür vücutta asit yapmak için kullanılan minerallerdir.

 

Alkalik-kül yiyecekler geride magnezyum, kalsiyum ve potasyum konsantrasyonu yüksek kül bırakan yiyeceklerdir. Bu yiyeceklere “alkalik-kül” denir çünkü bu mineraller vücutta alkalik bileşikler (bunlara baz denir) oluşturmada kullanılır (magnezyum hidroksit, kalsiyum hidroksit, potasyum hidroksit dahil olmak üzere).

 

Dengeli beslenmeyi önemseyin:

 

Yiyeceğin asiditesini ölçen asit-kül modeli elbette ki yaşayan bir insan için olan şey değil. Biz yemeğimizi yakmıyoruz ve biz yedikten sonra tek kalan kül değil. Aslında asit oluşturan yiyecekler kavramı pH kavramından çok daha karmaşık.

Bir yiyeceğin ne kadar iyi sindirildiği ne derecede asit oluşturup oluşturmadığını etkileyebilir. Birçok yiyeceğin bileşiminde normalde sindirim sırasında değiştirilebilecek önceden oluşmuş asitler vardır. Ancak sorunlu sindirimi olan bir kişide bu asitler değiştirilemeyebilir ve yiyeceğin asit oluşturucu özellikleri artabilir.

 

Yeterli ve dengeli beslenmek, yediklerinizi aktif bir yaşam ve düzenli egzersizle dengelemek en doğru yaşam şekli. Bu sebeple yeterli ve dengeli beslenme prensibinden vazgeçmeyin. Özellikle zayıflama hedefiyle tek besin veya düşük kalorili şok diyetler gibi metabolizmanızda kalıcı hasarlar bırakacak dengesiz diyetleri lütfen yapmayın.

 

Uykuyu olumlu etkileyen besinler:

 

Araştırmacılar beyindeki seratonin işlevinin de uyku düzenini iyileştirdiğini düşünüyor. Uyku anormallikleri sıklıkla yetersiz beyin serotonin aktivitesine bağlanıyor. Serotonin ve melatonin hormonları iyi bir uyku için önemlidir. Serotonini olumlu etkileyen besinler uyku problemi olanlar için çözüm oluşturabilir.

Örneğin;

 

Muz: Serotonine olan etkisi dışında magnezyum içerdiği için kaslarınızı gevşetip sizi rahatlatır. Strese karşı koruyucudur, içindeki potasyum da kalp sağlığı ve tansiyon için önemlidir.

Ilık süt: Çocukluğunuzu hatırlayabilirsiniz ama işe yarıyor içine bal karıştımak bu etkiyi güçlendirebilir.

Papatya çayı: Uyumadan bir saat önce içeceğiniz papatya çayı huzurlu bir uykuyu olumlu etkileyebilir.

Keten tohumu veya ceviz: Omega 3 depresyona karşı ve strese karşı etkilidir. Rahatlatarak gece daha rahat uyutur.

Yulaf unu: Melatonin açısından olumlu olduğu düşünülüyor süt ve bal ile karıştırmayı deneyebilirsiniz.

 

 

 

 

Kanser ve MS tedavisinde önemli olan asit değil, pH'ı yüksek yiyecek ve içeceklerle beslenmekmiş. Karbonatlı su mucizesi...

 

ARKADAŞLAR İNTERNETTE YAPTIĞIM ARAŞTIRMALARDAN DERLEDİM, LÜTFEN SİZ DE TANIDIKLARINIZLA PAYLAŞINIZ.

...

Bu videoda prostat kanseri olup kemiklere metastas yapmış 4.seviyede Terminal, yani ölümcül seviyede artık birşey yapamayız denen bir adamın 2 yıl önce kendi kanserini iyleştirirken bunu nasıl yaptığını açıklayan bir video izleyeceksiniz. Teşhis konulduktan sonra Sodyum bikarbonat kullanarak 5 gün içerisinde idrarındaki pH seviyesini 8 in üzerine çıkartmış.

pH seviyesi vücudumuzdaki her organı etkiler. Ortamın asidik olması işte kanser dediğimiz hastalığın temelini oluşturur.

 

Kemal Milar :

Karbonatın Kullanımı: Bir büyük bardağa 2 tatlı kaşığı karbonat atıldıktan sonra üzerine az az kaynar su dökülerek köpürtülür ve karbonatın suda iyice çözülmesi sağlanır. Sonra üzerine normal su dökülür, karıştırılır ve içilir ( su sıcak geliyorsa soğumaya bırakılır ve öyle içilir). Eğer Kanser, MS, Diabet hastasıysanız vücudu Alkali hale getirmek için ilk hafta aç karnına yemeklerden 1 saat önce bu uygulama 2 kere tekrarlanır. Sonraki 3 Hafta sadece

sabahları kahvaltıdan önce aç karnına içilerek devam edilir. 1 Ay sonra gidip hastalığınızı kontrol edip iyi olup olmadığınızı görebilirsiniz. Eğer idrarınızdaki pH 7.36 ve üstüyse vücudunuz "Alkali" haldedir, dilerseniz hergün bir çay kaşığı suya karbonat atıp hergün kullanmaya devam edebilir ya da sadece ihtiyaç

duyduğunuzda bunu uygulayabilirsiniz. İdrarınızdaki pH seviyesini öğrenmek için digital pH ölçerler satılıyor, onlardan bir tane alıp hergün tartıya çıkmak gibi idrarınızdaki pH seviyenize bakıp bedeninizin sağlık durumunu anlayabilirsiniz. Digital pH ölçer yerine pH kağıtları satılıyor, bunu da internetten araştırıp öğrenebilirsiniz. Hastaysanız Alkali gıdaları araştırıp mümkün mertebede iyleşene kadar Alkali gıda tüketmeye özen gösterin. Kanser asidik sıvı'dır. Hücrelerin

içerisine yerleşip belirli bir bölgede toplandığında kendisini mantar hastalığı şeklinde gösterir. Kanser, Diabet, MS, Akne, Egzama ve diğer bütün hastalıklar ASİDOZ'DAN KAYNAKLANIR. ALKALİ HALE GELDİĞİNİZDE HASTALIKLARINIZIN HEPSİNDEN ( %99 ) KURTULURSUNUZ.


Bugün 2 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=